Yemekteyiz Sonradan Gurmelerin Yarışması

Yemekteyiz sonradan gurmelerin yarışması olarak öne çıkıyor. İnsanımız her konuda derinlemesine bilgi sahibi olduğunu iddia eder. Bilgi sahibi olmadığı ortaya çıktığında ise kendisini sorgulamak yerine hırçınlaşır. Yemekteyiz yarışması bize insanımızın bu yanını sergilemesi bakımından dikkat çekiyor.

Yemekteyiz Sonradan Gurmelerin Yarışması

Yemekteyiz yarışması televizyon ekranlarında uzun yıllar devam eden bir program. Son dönemde formatta bir değişikliğe gidildi. Dış sesin yanında bir de sunucu dahil oldu. Oyuncu Onur Büyüktopçu, yarışmacıların evlerine gidip, yemek yaparken onların yanında oluyor, yemek esnasında diğer yarışmacılar da gelince masada bulunuyor. Burada Onur Büyüktopçu elinden geldiğince ortamı sakinleştirmeye çalışsa da sonradan gurmeler son derece hırslı olunca Onur Büyüktopçu yetersiz kalıyor.

“Yemekteyiz” Sonradan Gurmelerin Yarışması’nda sunuculuğu üstlenen, Onur Büyüktopçu oldukça zorlanıyor

Televizyon ekranlarında “gurme” kelimesi ilk olarak Vedat Milor için kullanıldı. “Tadı Damağımda” adlı bir program yapan Milor, yediği kuzunun doğum tarihini şıp diye söyleyebilmesiyle dikkat çekiyordu. Yediği bir yemek için İtalyanlar bunu şu şekilde yapar, İspanyollar böyle yapar şeklindeki açıklamaları gurmeliğin sadece bedava yemek değil, derin bir mutfak kültürünü gerektirdiğini ortaya koyuyordu. Oysa yemekteyiz adlı yarışmaya katılanlar, yediklerini kötülemek için çoğu zaman son derece isabetsiz yorumlar yapıyorlar.

Söz gelimi beğenmemeye koşullanmış olan yarışmacı önce “bunun içinde maydanoz var ben sevmem” diyor, yemeği yapan ise maydanoz yok kamera kaydetti, şeklinde itiraz edince, diğeri “olsun maydanoz tadı aldım, ben yine de sevmedim”, diyebiliyor. 

‘Yemekteyiz’de Sonradan Gurmelerin Kavgası Eksik Olmuyor

Yemekteyiz programında işin içinde 10 bin TL ödül olması sonradan gurmeleri beğenmemeye koşullandıran en önemli etken. Onur Büyüktopçu’nun tüm çabaları hatta yalvarırcasına ‘hak neyse o puanı verin‘ şeklindeki sözleri yarışmacılar dinliyor ama uygulayan yok! Yarışmacıların durumu öylesine zor ki! Bir yandan yemeği yememek zorundalar. Yememek için gerekçe lazım ama onun için de bilgi lazım. Bilgi eksik, yine de 10 bin TL cazip ve bilmeden kötülemeye başlıyorlar. “Tuzu fazla”, “yok esasında az”, “karabiber koymamışsın”, “ben karabiber severim”, “karabiber koydun mu?” “Zaten karabiber bu yemeğe yakışmaz!”

Mesele beğenmemek olunca eleştirilere temel bulunması ikinci planda kalıyor.

Tabii burada bir noktaya dikkat çekmekte fayda var. Onur bey, sürekli kibarlık, nezaket ve adalet çağrısında bulunuyor fakat yarışmacılar ne hikmetse öfkesi bir kıvılcıma bakan kişilerden seçiliyor.

Televizyonda, TRT zamanında dikkat edilen ne varsa,sanki, hepsini reddetmek gibi gizli/açık bir amaç var. Herhangi bir kamu yararından, zarafetten, estetikten bahsedebilmek ne mümkün! Yemekteyiz adlı yarışmanın reyting başarısından sonra, benzerlerinin ortaya çıkması kaçınılmazdı. Zarafet ve estetik de tam olarak yok oluyordu. Evlilik (yarışması) programıyla uzun yıllardır ekranlarda yer almayı başaran Zuhal TopalYemekteyiz yarışmasının benzerini yaptı ama seviyeyi daha düşürecek bir farkla, gelinli-kaynanalı yemekteyiz yarışması! Hadi gel de kaynanaları memnun et! Kaynanalar, gelinleri de, yemekleri de unuttu ve birbirleri ile kavgaya tutuştular. Televizyonumuzda seviye aramaktan vazgeçtik de, ama bu kadar da olmaz! Teyzeler, ev hallerinde olduğu gibi, konuşup-dövüşüyorlar. Doğallık iyi de, nereye kadar!?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.