En Çok İzlenen Yarışma Programları

en çok İzlenen yarışma programları

en çok İzlenen yarışma programları


Televizyon ekranlarında yarışma programları çok fazla izleniyor. İnsanlar, ‘yarışmak’ için yeri geldiğinde ada yarışmasına yeri geldiğinde moda yarışmasına katılıyor.

Bazıları, karı-koca olarak yarışmaya katılmakta bir beis görmüyor ve televizyon ekranında söylenmeyecek her şeyi söyleyerek, en çok izlenen yarışma programı için, reyting unsuru olmayı başarıyorlar.  Yemek yarışmaları da tutan bir başka format. Bu nedenle, kaynanalı- gelinli bir türevi ortaya çıktı. Yemekteyiz yarışmasında, kavga eksik olmuyor. Gelinli- kaynanalı versiyonunda durum çok daha hararetli; kaynanalar, hem kendi gelinlerini, hem diğer gelinleri ezerek, o ana dek yaşadıkları ne varsa,  içlerinden atmak istiyorlar. Zaten kaynanaların, kendi gelinlerine gösterdikleri tepkilerin kaynağı budur: benim çektiklerimi o da çeksin! Ancak programda kaynana, tanımadığı bir gelini de eziyor. Oradaki rekabet ise, daha ziyade karşısındaki kaynana ile oluyor. Bu anlamda, yemekteyizin gelin-kaynana versiyonu, oldukça dişi bir format. Kavgası- çekişmesi eksik olmaz. Adı ya da formatı ne olursa olsun, en çok izlenen yarışma programları doğallıkla, kabalığın birbirine karıştırıldığı kavganın ve göz yaşının eksik olmadığı yapımlar. İşin ilginç tarafı, bu yarışmaları izleyenler de zaten bu kavgalar için izliyor…

Yemek Yarışmaları

Yemekteyiz yarışması ekranlarda uzun yıllardan beri var olan bir yarışma programı. Ancak, yarışmanın giderek yemekten çıktığını fark etmek hiç de zor değil. Yarışmaya seçilen insanların tamamı itinayla seçiliyor! Agresif ve çok konuşan kişiler… Bir de ‘dış ses’ var ; yarışmacılara birbirleri hakkındaki düşüncelerini soruyor, sonrada ispiyonluyor. Yarışmanın sunucusu, (ailenizin sunucusuyum modunda) Onur Büyüktopçu, iyi polis, ‘ ay lütfen kavga olmasın, gerilim olmasın’ diyerek ortamı sakinleştirmeye çalışıyor. Her defasında da yemeğinin bir kısmını mutfakta yiyor. Masadaki kavgadan, rahatsız oluyormuş. Gerçekten o yarışmacıların seçimi, ‘dış sesin’ yarışmacılar arasına fitne sokması, Onur Büyüktopçu’ya rağmen mi oluyor? Ne dersiniz olabilir mi? Belki.

  • Yemekteyiz Yarışması ile ilgili daha önceki bir yazım için tıklayın

Bu arada, Yemekteyiz yarışmasının gelinli-kaynanalı formatını ise, Zuhal Topal sunuyor. Evlilik yarışması (programı) sunuculuğundan aşina olduğumuz Zuhal Topal, o alışkanlığın etkisiyle olacak ki, Yemekteyiz’i gelin- kaynana çekişmesinin yaşandığı bir yarışma olarak uyarladı. Yemekteyiz, bir anlamda para kazandıran yarışmalar arasında yer almanın bir sıkıntısını yaşıyor. Para ödülü için, yarışmacılar, rakiplerine düşük puanlar veriyor. Onur Büyüktopçu, finalde soruyor, “Neden bakiiyim böyle düşük not veriyon, ne kaadar ayııp.” Benzer şekilde Zuhal Topal’da kaynanaları fırçalıyor. Ancak sonuç değişmiyor. Rakiplere, düşük puan vermek, yarışmanın tek gerçek kuralı!

Yemekteyiz yarışmasının her iki formatında bir başka kural ise, ‘kavga’ hem de nasıl düzeysiz ve gereksiz. Otur ye işte, derdin ne? Ekran başındaki insanların içinden geçen bu ama dış sesin aklından geçen başka, tabi onun dediği oluyor.

Ada Yarışması

Survivor yarışması ya da Ada yarışması, bir soruyu kafalara nakşediyor; İnsanlar para için neleri göze alabilirler? Bu soru insanlık tarihi için en önemli sorulardan biridir. Mesela, bir adada çamurun, pisliğin içinde aylarca kalıp, sözde oyunlar oynayarak mücadele etmek, pek çok insanı rahatsız etmiyor! Hayret! Birçok kişi, Survivor yarışmasına neden bu kadar anlam yüklüyor?Bu çekilecek çile mi?

Bu noktada, ‘onlara esasında yemek veriliyor’ geyiğine girmek istemiyorum. Gerçekten yemek verilmediği her hallerinden belli. Zaten benim açımdan sorun da burada başlıyor. Bir insan neden kendisine bunları reva görsün ki?

Para kazanmak ya da meşhur olmak için yapılabilecek şeylerin bir sınırı yok mu? Bu soruların bir anlamı elbette var ama soran var mı? Ondan emin değilim!

Ben Bilmem Eşim Bilir

Ben bilmem eşim bilir, dayanılırlığın sınırlarını zorluyor. Televizyondaki popüler yarışma programları arasında yer alan Ben Bilmem Eşim Bilir, hakkında ne söylenebilir ki? Yarışmaya bakarken, insanın o hallere, bile isteye düşmesi karşısında ağlamak mı gerek yoksa gülmek mi, emin olamıyorum.

Başlangıçta, yarışmaya gelen çiftler, nasıl tanıştıklarını anlatıyorlar. Vasat hayatlarını( Birçoğumuz gibi) abartma iştahları gözden kaçmıyor. Sunucu da bundan istifade ediyor. Pastanede sütlaçla başlayıp, keşkül kıvamında seyreden bir evlilik nasıl anlatılabilir, eh işte öyle anlatılıyor…Tabi, süslenerek, abartarak…Sanki onlar bu memleketin insanları değil ve sanki az sonra bir araba için, kendilerini şekilden şekilde sokacak onlar değil! Anlattıkları tanışma öykülerinde, parasızlık yok, bunalım yok, açlık yok, hiçbir şey yok. Sanki onlar dünyaya ruh eşlerini bulmaya ve ruh eşleriyle, Ben Bilmem Eşim Bilir yarışmasına katılmaya gelmişler.

İnsanı, insana, insanla anlatan ‘ben bilmem eşim biliren çok izlenen yarışma programları arasında yer alıyor. Başarılarının devamı dileğimizle…

Kim Makara Yapmak İster!?

Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında, sanki kimse milyonla, soruyla-cevapla ilgilenmiyor. Her katılan o yarışmada, oturduğu koltuklardan sesleniyor: Kim makara yapmak ister...

Televizyon ekranlarında,  para ödüllü yarışma denince, Kim Milyoner Olmak İster, saygın yerde dururdu. Geçmiş zaman, ne yazık ki! Artık, hiçbir şey bilmeyen kişilerin katıldığı, makara yarışmasına dönüştü. O nedenle, Kim Makara Yapmak İster, ismi bence daha uygun. Oysa, bu yarışma, hatırlayın Kenan Işık zamanında, televizyondaki yarışma programları arasında özeldi. Umarım, Kim Milyoner İster, eski güzel günlerine geri döner.

Şef Aşçı Yarışması

Bir diğer, para ödüllü yarışma programı da bu, aşçı yarışması. Master Şef yarışmasında yemekle ilgisi olan kaç kişi vardı? Orada da yarışmacıların, kavgasını, atışmalarını izledik.

Hepsi bu değil, bir de, ‘Ustaların’ çocuklara yaptıkları var. Televizyon ekranlarında, olacak iş mi bu? Ben hep bekledim, bir yarışmacı da çıksın, ‘ulan yarışmasının da parasının da,..’ diyerek, orayı terketsin ama olmadı, hepsi, kendilerine atılan fırçaları sineye çektiler. Bu kıyasıya rekabet(!) en çok izlenen yarışma programları arasında yer almayı başardı.

Kişisel ikbal için, insanın kendisine koyduğu bir sınır olmalı ya da olmalı mı!  Televizyon ekranlarında yer alan en çok izlenen yarışma programları, insanlara ne diyor, neyi telkin ediyor.

Bu yarışmalarda, Kişisel ikbal için, her şey mubahtır tarzı bir düşünceyi görüyoruz. Peki bu birden bire mi ortaya çıktı? 12 Eylül ve Özal dönemi, para için kendinden taviz vermeyi normal sayan insanları anlamak için, bizlere yardımcı olacaktır..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.