CHP Liderine Saldıran Kişinin Yüzü

chp-liderine-saldiran-kisinin-yuzu

CHP Liderine Saldıran Kişinin Yüzü

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin yüzü, çok tanıdık değil mi? Yanık bir ten ve öfke dolu gözler. Kahvede oturduğunda, birkaç dakika içinde memleketi ve hatta tüm dünyayı kurtaran milyonlarca kişiden yalnızca biri, o. Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı ile fani ömründe “böyük bir iş” yapmış oluveren bu kişinin yüzü çok tanıdık değil mi?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin yüzü ne kadar da tanıdık, eminim birçoklarımız gibi, en fazla yediği yemek makarnadır. Eminim, CHP liderine saldıran kişi, bugünlerde, bulgur pilavının yanına, soğan bulmakta zorlanıyordur, ama ne gam, o böyük hedefler için çabalıyor…

CHP Liderine Saldıran Kişi Ne İstiyor?

CHP lideri, Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin yüzü, ne kadar da tanıdık. İstiklal Savaşı Gazisi, rahmetli İsmet Paşa’ya saldıran adamın yüzüne çok benzemiyor mu? Yok olaylar değil, saldıran adamlar benziyor sadece… CHP liderine saldıran kişi,  60 yıl öncesinden aynı bilinç düzeyiyle bugüne ışınlanmış gibi, aynı yüz ve aynı öfkeli yüz. 

O zaman ‘Vatan Cephesi’ne katılanlar radyodan okunuyordu. Bugünlerde çok şükür ki bu türden bir kutuplaştırma yok… O yıllarda çok sert bir kutuplaşma vardı! Cumhuriyet Halk Partisi Kongreleri engellenmek isteniyordu. Partinin mallarına el konulması konuşuluyordu. Bu atmosferde, ‘yaranmak isteyen’ kişiler İstiklal Savaşı Gazisi rahmetli İsmet Paşa’ya defalarca saldırdılar. O ise, sürekli “ İtidal” çağrısında bulunuyordu. Bu kutuplaşma bugünlerden çok ama çok farklıydı. Bugün muhalefet, sadece terörle ilişkilendiriyor, hepsi bu! 

Kompleksin Dışa Vurumu

CHP liderine saldıran kişinin yüzü ne kadar tanıdık; ne sendika anlar, ne toplu sözleşme, ne hak, ne adalet. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin en fazla önem verdiği kavram Demokrasi desek kendisi de inanmaz…

Bu kişiler, 60 yıl öncesinde de, oturdukları kahvehaneden, hayatın şifrelerini çözmeyi başarıyorlardı, bugün de… Üstelik tek bir kitap bile kitap bile okumadan.

CHP liderine saldıran kişi, yokluk nedir, yoksulluk nedir, bilir mi? Böyle bir derdi var mıdır? Hiç olmuş mudur? Her insanın ve kendisinin de daha iyi yaşamayı hak ettiğini, bir kez bile düşündü mü acaba?

Yoksa, kendisini kategorik olarak aşağı gördüğünden, bir şey talep etmeyi terbiyesizlik m saydı? Belki de, tek başına kurtuluşun peşine düşmüş, binlerce kişiden biridir. Bunu bilemeyiz.  Böyle olmadığını varsayalım.

Muktedire Yaranma Arzusu

Kendisini değersiz gören kişiler, “tapınacakları” figürler ararlar. Bu figürlerin söylediklerini, “mutlak doğru” olarak kabul ederler.

Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişinin yüzü, “ Ben zaten bitmişim, seni de bitireceğim…” ifadesi taşıyan bir yüz değil mi? Hayatı anlamaya gücü yetmeyen kişiler, kendilerine “mutlak doğruları” vaaz eden liderleri için, aşırıya kaçan yaranma eylemlerine girerler.  Kılıçdaroğlu’na saldıran kişi, memleketi kurtardığına inanıyor olmalı! Şu fani ömründe, bir gün yüzü görmemiş olsa da, her şeyin sorumlusu olarak, kabul ettiği, “ Bay Kemal”e bir yumruk attı ya, artık gönül rahatlığı ile yaşayabilir. Soğan kuyruğunda hiç canı sıkılmaz, ama sahi, artık tanzim satış arabaları kaldırılıyor. Olsun, Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişi yüzü bundan böyle güler. Belki heykelini dikerler. Ya da hep gittiği kahvehanede, ondan bahsederler. Ne büyük onur! Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı ya birkaç gün içinde unutulursa, saldırgan için en kötüsü belki de budur. Emekleri boşa gitmiş olmaz mı!?

Gazete niyetine basılan ve kağıt israfına sebep olan bazı paçavralar, Kılıçdaroğlu’nu suçlamışlar. Şehit cenazesine gitmesi, eleştirilmiş ve “Provokasyon” olarak adlandırılmış. O halde, bu paçavra, Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran kişiyi de yakın gelecekte, nasıl anacak? Ya da anacak mı?

Toplumcu düşünme, her türlü lümpenleşmenin pan zehiridir. Bununla birlikte, kişilerin “bireysel karar” alacak olgunluğa kavuşmamış olması ise, “toplumsal lümpenleşme” yaratan bir durumdur.

Kişiler, bireysel olarak yetkin olacak, hem de bir araya gelmekten imtina etmeyecek. Bu tür birliktelikler, sendika doğurur, kooperatif doğurur, oysa, Ankara’nın bir ova olduğunu bile unutmuş güruh, bir tarım kooperatifi oluşturmak için değil, birine saldırmak için birleşir. Bravo. Açlığa devam. Zaten, domates, patates, soğan, patlıcan, biber, vb. bunların tamamının fiyatını Kılıçdaroğlu arttırdı. Bilmiyorum belki ilginizi çeker. İktidar, şimdiye kadar, “ fiyat artışlarının sebebi, cehape zihniyetidir “türünden bir açıklama yapmadıysa, birinin ön alması gerekir!

 

Gülen yüzlere ve mutlu insanlara ihtiyacımız var. İstanbul Belediyesi’ndeki değişimi hatta Ankara belediyesi’ndeki değişimi kimse bu açıdan okumadı, hayret! Daha ne kadar gerileceğiz, ve daha ne kadar gerileceğiz!?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.