Charlie Chaplin Nasreddin Hoca Fıkrası Anlattı

charlie-chaplin-nasreddin-hoca-fikrasi-anlatti

Charlie Chaplin, Türkiye’ye Nasreddin Hoca Fıkrasıyla seslendi. Sonra faşizmin hayaleti, ABD’ye ulaşınca, bu ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Türkiye’yi ABD yanında, Hitler’e karşı mücadeleye çağırıyordu. Savaştan sonra, sorgulayıcı bir sanatçı olması nedeniyle, Amerika Karşıtı Faaliyetleri Soruşturma Komitesi’nin radarına takıldı.Usta komedyen Charlie Chaplin hayatı ile de merak edilen bir sanatçıydı. Bunda yaşadığı sansasyonel olaylar kadar devletle yaşadığı problemler de etkilidir. 

Charlie Chaplin Nasreddin Hoca Fıkrası Anlattı

2.Dünya Savaşı devam ederken, ittifak arayışları da devam etmekteydi. Bu anlamda, Türkiye, Hitler’e karşı mücadele etmeye çağrılıyordu. Tarih, 7 Aralık, 1942, ünlü oyuncu ve yönetmen, Charlie Chaplin, Amerika’nın Sesi radyosundan Türkiye’ye hitaben, bir Nasreddin Hoca fıkrası, anlatmıştı. Fıkra şöyle ama usta oyuncu mesajı fıkranın sonunda, kendi sözleriyle veriyordu.

Hocanın bir gün kapısı çalınıyor, komşusu  hocadan eşeğini istiyor.

Hoca, “ Eşeğim burada değil” cevabını verir.

Komşu tam gideceği sırada, eşeğin ahırdan sesini duyar.

Hocaya dönerek, “Hoca hoca, sakalından utanmıyor musun? Yalan söylüyorsun.”

Hoca bozuntuya vermez, “ Bana mı inanacaksın, yoksa eşeği mi?”

Amerikanın Sesi radyosunda anlattığı bu fıkranın sonunda, Chaplin, Türkiye’den beni dinleyen hayranlarıma şunu söylemek istiyorum diyerek mesajını verir.  “ Dünya bir karar vermelidir. İnsanların sesini mi dinleyecekler, eşeklerin anırmasını mı?”

Chaplin, 2. Dünya Savaşı yıllarında, Türkiye’yi ABD, tarafında savaşa girme konusunda ikna etmeye çalışmıştı.

charlie-chaplin-nasreddin-hoca-fikrasi-anlatti

 

Charlie Chaplin Faşizmden Kaçıyor

Chaplin, bundan birkaç yıl sonra, faşizmin ABD topraklarına gelerek, kendisi ve birçok sinema sanatçısına baskı uygulayacağını henüz bilemiyordu. Hatta bu baskı nedeniyle, ABD’yi terk etmek zorunda kalacaktı. Meselenin Hitler değil, zihniyet olduğunu ve bu zihniyetin pekala ‘özgürlükler ülkesi’ ne de ulaşabileceğini henüz bilmiyordu.

 

ABD’de 1920’li yıllarda bir ‘komünizm korkusu’ yaşanıyordu. Bu korku, başkan Roosevelt’in nispeten liberal politikaları sayesinde aşılabilmişti. Muhafazakar dalga, 2. Dünya Savaşı sonunda bir kez daha ortaya çıkıyordu. Komünizm Tehlikesi ile biçimlenen bu politik tutum, esasen evrim teorisine de karşı çıkıyordu, toplumdaki yenilenme ile ortaya çıkan başka durumlara daBu dönemde Charlie Chaplin yaşadığı ABD’de dışlanan bir kişi, olmuştu. 1953’te, İsviçre’de bulunduğu sırada hakkında malum konuyla ilgili soruşturma açılacağını öğrenince ailesiyle beraber, İsviçre’de kaldı.

Eleştirel Akıl İstenmiyor

Aslında Chaplin, bir muhafazakar değildi. O dönemde Hitler’e karşı çıkarken, aynı zamanda tüm filmlerinde küçük adamdan yana tavır alıyordu. “Altına Hücum”, “Modern Zamanlar” filmleri belki “Büyük Diktatör”  kadar, onu tanımlayan filmlerdi. Bu nedenle, komünizmle mücadele döneminde Chaplin’in adının geçmesi de anlaşılır biri durumdu. Muhafazakar toplum, eleştirel akıl istemiyor, sadece düşman istiyordu. O da ‘komünizmdi’. Bu nedenle, birçok sanatçının, sanatsal yeterliliği geri plana atıldı ve eleştirel olup olmadıklarına bakıldı.

İkinci Dünya savaşı bittikten ve soğuk savaş başladıktan sonra, ABD,’deki muhafazakarlar, bir komünist avı başlatıyordu. Bu esasında, muhalif avı ya da eleştirel akıllara yönelik bir av’dı.

Charlie Chaplin İle McCarthy Karşı Karşıya

charlie-chaplin-nasreddin-hoca-fikrasi-anlatti
Joseph Raymond McCarthy, 1947-1957 yılları arasında, Cumhuriyetçi Parti Wisconsin Eyaleti senatörü olarak görev yaptı.

McCarthy Dönemi olarak anılan bu dönemde, Cumhuriyetçilerin Winconsin senatörü, Joseph R. McCarthy ile FBI başkanı J. Edgar Hoover başroldeydi.

Sanat dünyası mercek alınıyordu. Sinema sanatçıları baskı altına alınıyordu. Sinemacılar, birbirlerini ispiyonlamaya zorlanıyordu. Burada, Anadolu kökenli (Kayserili) olan, ünlü yönetmen,  Elia Kazan arkadaşlarının adını komisyona vererek kendisini kurtarmaya çalıştı. Bu olay, yönetmenin üzerinde hayatı boyunca kurtulamayacağı bir leke olarak kaldı.

Charlie Chaplin ise baskı ve takibattan sıkılmış olarak bir köşeye siniyor ve gözden düşüyordu. Ayrıca, bu komik adam, komünist olmadığını anılarında belirtiyordu. Komisyon karşısında ise, ‘komünist olmak en doğal hakkımdır’ diyerek kendisini savunuyordu. Esasında savunduğu düşünce özgürlüğü idi.  Yine de ünlü yönetmen 1957 yılında İngiltere’de  “A King in New York” filmi ile ABD’deki McCarthy dönemini eleştiren bir film yapıyordu. Bu yıl aynı zamanda McCarthy’nin öldüğü yıldır.

McCarthy, başkanlık seçimlerinde fayda sağladığı, Dwight D. Eisenhower’in bile desteğini yitirmişti. Siyasi desteğini kaybetmesinin ardından, senatoda kınama cezası almıştır. Kariyeri bitince, içkiyle olan ilişkisi yeniden alevlenmiş ve buna bağlı nedenle ölmüştür.

 

Charlie Chaplin Tutarlı Bir Sanatçı

1942 yılında Amerika’nın Sesi radyosundan, Türkiye’ye Nasreddin Hoca fıkrasıyla seslenerek, Türkiye’den Hitler’e karşı destek istiyordu.  Ancak,  faşizm ABD’ye geldiğinde, buna karşı çıkıyordu. Devrin adamı olmak yerine, her devirde adam olarak, anılmayı başarıyordu.

McCarthy Zihniyeti Bitti mi?

Esas amacı için, bir canavar yaratarak, topluma korku yaymak ve insanları birbirini ispiyonlayacak kadar, çaresiz bırakan McCarthy, zihniyeti, onun ölümünden sonra bitti mi? Hitler’den sonra, faşizm ABD’ye nasıl gidebildi ise, senatör McCarthy’nin temsil ettiği sivil faşizm, ondan sonra başka ülkelere ilham kaynağı oldu.

Tarih şunu kesin olarak ortaya koydu. Nasıl Hitler’in yok olması, Faşizm’in sonu olmadıysa, McCarthy’nin ölümü de temsil ettiği zihniyetin sonu olmadı.

Charlie Chaplin Filmleri
  • 1915 Parkında
  • Sayı-1916
  • Bir Günün Keyfi-1919
  • Floorwalker-1916
  • Ödeme Günü-1922
  • Hacı-1923
  • New York’ta Bir Kral-1957
  • Hong Kong Yarışması-1967
  • Sahne Işıkları-1952

charlie-chaplin-nasreddin-hoca-fikrasi-anlatti

 

  • Altına Hücum-1925
  • Şehir Işıkları-1931
  • Büyük Diktatör-1940
  • Modern Zamanlar-1936

Toplam 137 filmi olan Chaplin bazılarında oyuncu bazılarında oyuncu ve yönetmen, bazılarında ise, yapımcı olarak rol üstlenmiştir.

 Ünlü sanatçının insana ilişkin tespit ve eleştirileri ise dikkat çekmektedir.
Çok fazla düşünüyor ama çok az hissediyoruz.
Kahkahasız geçen bir gün boşa geçmiş bir gündür.
 Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değil – hatta sorunlarımız bile.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.